Tasarımcılar özgür müdür?

“Beyaz Yaka’ların Siyah Gömlekleri”

Tasarımcılar özgür müdür?

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Eğer bir beyaz yakalıysanız bu seride sizi oldukça rahatsız edebilecek ya da aşırı rahatlatacak bazı “gerçekler” okuyabilirsiniz. Buna hazırlıklı olalım olur mu? Sonra bana “Youtuber“lar gibi cevap videosu çektirmeyin :)

Evet tasarımcı arkadaşlar. Ya da tasarımcı olma yolunda mezun olmayı bekleyenler. Tasarım dünyasına giriş için hayaller kuranlar.

İç mimar mısınız? Endüstriyel tasarım mı okuyorsunuz? Aaa digital tasarıma yönelip “Interaction Designer” mı olacaksınız? Yoksa bir ekibiniz olmamasına rağmen patronunuz size fazla maaş vermemek şartıyla “Art Director” title’ı mı verdi?

Sizi şöyle bir adım öne alayım. Mevzu sizinle ilgili.

Elbette ilerleyen günlerde, Pinterest’teki muazzam tasarımları görüp, büyük hayallerle iç/dış mimar olup 2500 TL maaş alan arkadaşlarımın sorunlarından da bahsedeceğim. Ancak ortak bir konuyla başlayayım mı?

Mesela;

Tasarımcılar özgür müdür?

Hayır. Elbette hayır. “Tasarımcının özgürlüğü bütçeyi görene kadardır.” Siz ne kadar kendinizi “özgür bir sanatçı” statüsüne konumlandırırsanız da tasarımcıların %90'ı bir sanatçı değildir ve %100'ü de özgür değildir. Ama kendinizi kötü hissetmeyin. Sebebi sadece doğru dönemde yaşamamanız. Yani “müşteri bunu istiyor” kusura bakmayın :)

Serüvene, aklınızdaki soyut düşünceleri somut çizimlere dönüştürmeyle başlarsınız. Bunun için belli programlar var. Bunları öğrenir ve hayal gücünüzü şekillendirmeyi öğrenirsiniz. Bir talep gelir ve siz de bu talebe bir tasarım yapar geri gönderirsiniz. Olay bu kadar basit aslında. Ama bu serüven şöyle devam eder; bir metin yazarı gelir… Evet bu dakikadan sonra olaya, yeni mezun metin yazarından, mutfaktaki Ayşe ablaya, kıroyum ama para bende müşterinizden, her şeyi bildiğini sanan patronunuza kadar herkes dahil olur. Ortaya sizin başladığınız ve başkalarının bitirdiği bir şey çıkar. E o bir şey de bir sanat değildir elbette. Çünkü Picasso bile 2. “revize”den sonra “s.kerim resmini de sanatını da, Ronda’da butik bi kafe açacağım ben” deyip çekip giderdi. Değil mi? :)

O nedenle özgür olmak için bu mesleğe başlamayı düşünüyorsanız biraz zor. Eğer çoktan olduysanız ve özgür olmadığınızdan yakınıyorsanız da boşuna kürek çekmeyin. Siz tasarlayacaksınız onlar değiştirecek, siz tasarlayacaksınız onların bütçesi yetmeyecek ve siz tasarlayacaksınız ama uygulamak için o kadar zamanınız olmayacak. Aklınızda olsun.

Kısacası dünyanın yavaş yavaş kaybettiği “özgürlük” ve “sanat” olguları, tasarım dünyasında alıştırmalarını çoktan tamamladı. Ama yine de bu sektörün en kirlenmemiş alanlarından biri de Tasarım alanlarıdır. Ben tasarımcıları “pelerinsiz kahramanlar” olarak görürüm. Nedenini de bir sonraki yazımda sizlerle paylaşacağım. Yani hevesinizi kaybetmeyin. Eğlenmenize bakın.

SG.