“Beyaz Yaka’ların Siyah Gömlekleri”

Nasıl satarım ?

Nasıl batıracağımızı iyice öğrendiğimizi düşünüyorum. Ama olay batırmakta değil tahmin edeceğiniz üzere. Çünkü veriler batırmanın pek de zor olmadığını gösteriyor. Olay satılmakta..

Bu başlık için açıklayıcı bir görsel hazırladım. Dileyen görsele bakıp, yazıyı hiç okumadan uzaklaşabilir.

Bildiğiniz üzere bu bir takım işi ve özellikle dijital sektördeki demirbaşlar sadece çalışanlardır. Beyin satın alırsınız. İyi takımlar yöneticiler seçersiniz. Ardından iyi takımlar yaratırsınız. Ardından da kaçınılmaz olarak büyürsünüz. Yeterince büyüdükten ve kendinizi yorulduğunuza ikna ettikten sonra da bu oluşumu hatrı sayılır paralar veren başka bir şirkete satarsınız. İşte bu aşama çok önemli. Acaba siz motivasyon konuşmalarınızda “sizler olmadan başaramayız”, “biz bir aileyiz” gibi sözlerinizin sadece manevi tarafına bakıp kendinizi rahatlatabiliyor musunuz? Yoksa bu başarının maddi karşılığını da çalışanlarınız ile paylaşıyor musunuz?

Bir kaç sene önce Yemek Sepeti’nin önemli bir paraya satışının gerçekleşmesinin ardından Yemek Sepeti CEO’su Nevzat Aydın bu başarının asıl kahramanlarını görmüş ve önemli bir miktarı çalışanlarına dağıtmıştı.
( 27 Milyon Dolar / 114 çalışan ) Hatırlarsınız. Tabi orada asgari ücretle çalışanlar, 5–10 bin lira borcun altından kalkamayanlar, arabasını değiştirenler, askerliğini yapanlar vs bu dağıtılan para bir çok çalışanı bir üst seviyeye taşıdı. Elbette ki büyük payı alan Nevzat Aydın’da başarısının karşılığında gelen parayı vicdanı hür ve içi rahat şekilde değerlendirmeye devam etti. Yani benim hissem var imzam var deyip işin yasal boyutundan çok, olması gereken “insani” boyutundan pay çıkardı kendine.

Peki siz? Biz? Böyle bir başarıyı çalışanlarınız olmadan asla başaramayacağınızı bilerek yine de kazanılan parayı tek başınıza harcayabilir misiniz? Elbette evet. Çatır çatır yersiniz. Belki kendinizi bu konuda ikna edecek bir çok mazeret ve sebebiniz de vardır bunu bilemeyiz. Ancak üzgünüm işin maneviyat boyutu artık çalışanlarınızı kandıramıyor. Yani elbette bu motivasyon konuşmalarından, kendini ailenin bir parçası olarak gören, yeni mezun ve aylık 3–4 bin lira çalıştırdığınız, yüzünü dahi görmediğiniz çalışanlarınız size inanabilir. Daha yakınlarınıza çok daha güven ve motivasyon da aşılamış olabilirsiniz ancak yine de sattınız. Sizi marka yapan sizin şirketinizi bu hale getiren kimsenin gözünün yaşına bakmadan :) Duygusal oldu biraz ama öyle. Hee diyeceksiniz ki batsaydı benle hapis yatarlar mıydı? E kesinlikle haklısınız. Batında çalışanlar kolaylıkla uzayabiliyor ama patronlar hacizlerle davalarla uğraşıyor. Ancak dedim ya bahane ve mantık ararsanız elbette size en uygun olanı bulup vicdanınızı rahatlatabilirsiniz.

Ancak işin gerçeğine gelirsek milyon dolarlar karşılığında satılan koca bir şirketin içinde 2–3 bin liraya ev geçindiren çalışanlarınızın hayatına ufacık da olsa dokunmuyorsanız, üzgünüm haber değeriniz ve alacağınız her yeni villa her spor araba size hep “ ulan bir şey eksik yaaa ama ne?!” dedirtecektir. Çünkü bu insanın doğasında var. İnsan, alışveriş yapınca mutlu olur. Ama alışverişi baskaları için yaptığında daha mutlu olur. Bu yazılı olmayan bir kanundur. Yani biri size hediye verdiğinde mutlu olursunuz ancak siz birine hediye aldığınızda ve O’nun gözündeki sevinci gördüğünüzde çok daha mutlu olursunuz. İşte eksik budur. HANGİ DİLDE YA DA HANGİ COĞRAFYADA OLURSA OLSUN.

Yani cebinize giren para birimi ne olursa olsun, maneviyatını paylaşmaya cesaret ettiğiniz gibi maddi getirilerini de paylaşmazsanız eksik hissetmeye devam edeceksiniz.

*Bu arada bunu ingilizce de yazabilirdim ama yine de bir şey ifade etmeyecekti.

SG.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store