Ajansların Oyun Alanları : Ödül Törenleri

“Beyaz Yaka’ların Siyah Gömlekleri”

Ajansların oyun alanları : Ödül törenleri

Bilirsiniz. Reklam sektörüne hizmet veren ajansların bazı vazgeçilmezleri vardır. Ne biliyim Starbucks’tan kahve ritüelleri. Öğlen kahveleri. Akşam biralanmaları falan. Bunları çalışanlar kendilerine ufak kaçamaklar ve “stresli” iş hayatından 10–15 dakikalık uzaklaşmalar yapmak için kullanırlar. Öte yandan da şirketin düzenlediği “Happy Hour“lar, After Party’ler vs. de şirketi ayakta tutan önemli unsurlardan bazılarıdır.

Böyle etkinlerin başında, patron sahneye çıkar bir konuşma yapar. Herkesi çok sevdiğinden, şirket için bir değer olduğunuzdan falan bahseder ve “Haydiii!” diyerek fitili ateşler. Burada içilir, sıçılır, eğlenilir. Aşırı aşırı içilir. Her şey aşırıdır. Neden mi? E bedava ya :) Neyse bu organizasyon çalışanlar için harika görünse de asıl harikalıklar patron içindir aslında. Davet edilmekle davet düzenlemek arasındaki haz nasıl ki çok farklıysa, yönettiğiniz onlarca kişiyle böyle bir partide bulunmanız da öyle bir hazdır. Patronun şirket içindeki bilgileri maillerden daha çok öğrenebileceği yegane yer burasıdır. İçirir, içirir sonra da “dökülün” der :) Böylece aslında asla söylemeyeceğiniz bir çok şeyi o esnada bir çok kişiyle paylaşırken bulursunuz. Güzel olay.

Bir başka tarafı da yöneticinizin kendini daha iyi hissetmesi. Hele ki işten başka bir hayatı yok ise onun için tek eğlence alanı burasıdır. Düşünsenize tek lafınızla 100 kişi topluyorsunuz mekana. E tabi içkileri ve müziği sağlamak şartıyla. Ama burada yöneticileri aldıkları haz ve verim, cebinden çıkanlardan çok daha fazladır. Bir nevi kendilerini de böyle ödüllendirirler.

Bir de bu işin yöneticilerin yönetileri seviyesi vardır. Bütün patronların toplandığı konseyler gibi düşünebilirsiniz. Yine herkesin birbirini tanıdığı büyük partiler. Yani bu partinin daha da büyüdüğünü hayal edin. İçki yine bedava tabi. Bir de kuruyemiş ve limon suyunda havuç falan da var. Mekanın da biraz daha fiyakalı olduğunu hayal edin. E bir şey daha ekleyeyim de boşuna onca insanı burada toplamış olmayalım değil mi? Mesela; ödül!

Aynen işte bu sektörün ödül törenleri tam olarak budur. Fikir ve içerik budur. Tabi Cannes, Altın Portakal, Oscar vs. bilmiyoruz ama bence bunlar da budur. Ki zaten izledikçe “ulan bu filme 150 tane Oscar niye verdiler ameke!” demiyor muyuz? Neden verdiklerini söyleyeyim. Kendi vitrinlerini, kendileri yaratmak için. O yönetmenin, o oyuncunun fiyatını arttırmak için arkadaşlar. Bizim ödül törenlerine ne de çok benziyor değil mi? Değil mi? Peki.
Bence öyle.

Farklı ajanslar toplanır. Patronlar bir masada. Çalışanlar başka bir masada. Sahneye biri çıkar. Der ki -Oscar goes toooo… “aaa geçen seneki ajans” :)
Yaa ne bekliyordun! İkinci sınıf ama muhteşem işler çıkaran bir Startup’ı mı vereceklerdi. Heralde o ajans. O kategori olmazsa öbür kategori. Jüri zaten bir akşam önce Venge’de kafaları beraber çekmiş. Listeler belli. Sen de sanıyorsun ki işin ödül aldı. Aynen. Ama buna çok takılma Whisky’ni, iç havucunu ye işte. Linkedin’e de bir toplu foto koy. Neden mi? E fiyatın artsın be dostum. Düşenlerden topla işte.

Yani amaç bu. Ödül törenleri; ajansların lokal ya da global olarak tercih edilme ihtimalini yükseltmek ve fiyatını arttırmak için birbirlerine verdiğini güzel bir hediyedir. Etik midir? Bilmiyorum. Ama doğru bir strateji midir? Kesinlikle evet. Vitrin vitrin diyorum ya. Vitrine çıkmaktan öte, vitrini de sen belirliyorsan ne ala memleket sana. Bir ödül 2 yeni marka. 2 ödül 4 yeni marka :) Bu sistem işler. Her ödül töreninde işler.

Buna neden takıldım biliyor musunuz? Biraz dertleşeyim öyle bitireyim. Sektöre girdiğimde tek amacım ödül almaktı (Filmde gördük ya). Sonra gerçekten fark yaratan bir tasarımcı oldum. Girdiğim şirketlerin tasarım kalitesini belkide hakettiğinden çok daha öteye taşıdığıma inanıyorum. Ödül törenin katılmam 5 senemi aldı. Yaptığım işin ödül alması da 7 senemi. Tamamen fikri ve uygulaması bana ait olan ve ödül alan 4 farklı işin ödül töreninde valla kimse takdim etmedi. Fotografa zor sığdım. Hatta yaptığım bir işte başka bir ülkeden ödül aldığımı aylar sonra bir arkadaşım söyledi. Ödülü benim hiç görmediğim Yunan bir satışçı arkadaş almış. Sağolsun :)

Yani siz bunların takım işi olduğunu söyleyip, avunabilirsiniz elbette. Ama ben bunların önemsiz olduğunu anladığım günden bu yana kendimi böyle avutuyorum. Tercih sizin.

SG.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store