Image for post
Image for post

Sizinle bir hikaye paylaşmak istedim. Bir de benden dinlemeniz için, ufak bir ara vermek gibi.. Buyrun sohbete;

İlk geldiğimde aşırı sıcak bir karşılama olmuştu. Sonu gelmeyen hoşgeldin mesajları, yanıma gelip güler yüzüyle benimle tokalaşmalar. İnanılmaz bir yere geldiğimin farkına varmıştım. Daha da önemlisi yapacağım çok iş olacağını. İşim de kolaydı. En iyi yaptığım şeyi yapacaktım. Üretmek!

Dağınık görünsemde her konuda planlı ve programlı olmayı, a-b-c planlarımın hazır oldugunu ve mutlaka çözüm odaklı olduğumu yakın çevrem çok iyi bilir. Bu nedenle önce uzaktan izler analiz eder ve kendi düzenime göre etrafımı şekillendiririm. Buraya geldiğimde 3–4 kişiydik. Oldukça dağınıktık. İşlerin büyüyeceği çok…


“Beyaz Yaka’ların Siyah Gömlekleri”

Nasıl satarım ?

Image for post
Image for post

Nasıl batıracağımızı iyice öğrendiğimizi düşünüyorum. Ama olay batırmakta değil tahmin edeceğiniz üzere. Çünkü veriler batırmanın pek de zor olmadığını gösteriyor. Olay satılmakta..

Bu başlık için açıklayıcı bir görsel hazırladım. Dileyen görsele bakıp, yazıyı hiç okumadan uzaklaşabilir.


“Beyaz Yaka’ların Siyah Gömlekleri”

Nasıl batarım ?

Image for post
Image for post

Aslında konuyu kendi kafamda ikiye ayırdım bile ve birincisi için çok bir şey söyleyip polemik yaratmak istemiyorum. ( Polemik yarattı)

Nasıl batarsınız? Yani tırnaklarınızla kazıya kazıya, eze eze, yene yene ve başara başara kurduğunuz milyonluk şirketinizi nasıl batırırsınız? Bunu hiç düşündünüz mü? Düşünmediniz çünkü zaten bir şirketiniz yok :) Ama mutlaka batan bir gemide bulunmuşsunuzdur. Sizce liderler bunu nasıl başarıyor?

Birinci seçenek şu : Bilerek. Evet bilerek batırmak istediğiniz bir şirketiniz var ise ( bunun sebebi hevesinizi yitirmeniz, mental sağlığınızı kaybetmeniz vs. olabilir ) bunu başarmak için ufak bir kural var. Şişir, sat…


“Beyaz Yaka’ların Siyah Gömlekleri”

Başarı “hikaye”si!

Image for post
Image for post

Internette geçirdiğim zamanın %80'ini Twitter oluşturuyor. Yeni bir kitaba başlar gibi, heyecanla beklediğim bir filme gider gibi açıyorum anasayfasını. Özellikle bu dönemde hem gülmek hem de öğrenmek için sıkça aktifim bu mecrada. Ama kendinizi kaptırmadan önce sizi uyarayım! “Twitter yumuşak kalpler için bir cehennemdir” :)

Geçenlerde şöyle bir tweet okumuştum ve yazıma da bu serzeniş ile başlamak istedim. “Biz bu hayata yaşamaya değil, yaşayanları izlemeye gelmişiz”.. Vay kardeşim benim. Seni öyle iyi anlıyorum ki… Yalnız seni değil, senin gibi hayatı izlemeye gelenleri de. Hani şu “başarı”nın kokusunu hiç almamış, ona hiç dokunamamış olanlar. Bir…


“Beyaz Yaka’ların Siyah Gömlekleri”

Liderler nereye bakıyor?

Image for post
Image for post

Selamlar tekrar. Nasıldı 2020? Yakarışları duyar gibiyim. Ama neyse ki konumuz bu değil. Konumuz TedTalks tadında bir mevzu. Ekip yönetmek ya da lider vs patron klasizmi :) Bakalım neler dönüyor bu “herkesin bildiği” konu başlığının inceliklerinde.

Yönetimsel stratejiler ve tarzlar elbetteki ekip üyelerinin sayısından, çalıştığınız sektöre göre farklılıklar gösterir. Elbette ben de taksi durağındaki şoförler nasıl yönetilir” gibi bilmediğimiz, hakim olmadığımız bir konu hakkında konuşmayacağım. Ancak olabildiğince ortak becerilerden bahsedeceğim ki herkese örnek teşkil edebilelim. Aslında daha önceki yazılarımda da bir tasarım ekibi yönettiğimden bahsetmiştim. …


“Beyaz Yaka’ların Siyah Gömlekleri”

Ajansların oyun alanları : Ödül törenleri

Image for post
Image for post

Bilirsiniz. Reklam sektörüne hizmet veren ajansların bazı vazgeçilmezleri vardır. Ne biliyim Starbucks’tan kahve ritüelleri. Öğlen kahveleri. Akşam biralanmaları falan. Bunları çalışanlar kendilerine ufak kaçamaklar ve “stresli” iş hayatından 10–15 dakikalık uzaklaşmalar yapmak için kullanırlar. Öte yandan da şirketin düzenlediği “Happy Hour“lar, After Party’ler vs. de şirketi ayakta tutan önemli unsurlardan bazılarıdır.

Böyle etkinlerin başında, patron sahneye çıkar bir konuşma yapar. Herkesi çok sevdiğinden, şirket için bir değer olduğunuzdan falan bahseder ve “Haydiii!” diyerek fitili ateşler. Burada içilir, sıçılır, eğlenilir. Aşırı aşırı içilir. Her şey aşırıdır. Neden mi? E bedava ya…


“Beyaz Yaka’ların Siyah Gömlekleri”

Sektörün Pelerinsiz Kahramanları?

Image for post
Image for post

Yani başlık çok iddialı görünebilir. Bence de iddialı oldu ama başka türlü de tanımlamak istemedim bizi. Sizi. Bilmiyorum. Kahramanlık göreceli bir kavram. Biri hiçbir şey yapmadan sizin kahramanınız olabilir ya da başka biri çok kahramanlık yapar ve sizin hiçbir şeyiniz olmayabilir.

Neyse edebiyatı bilenlere bırakıyorum ve konuma geçiş yapıyorum.

Büyük markaların kendi içlerindeki tasarımcıları saymazsak, piyasada tasarım ekibine sahip bir çok farklı şirket var. Medya planlama ajansları, reklam ajansları, direkt tasarım ajansları, mobil oyun şirketleri hatta matbaalar vs. Eğer siz de bunlardan birinde yer alan bir tasarımcıysanız, bahsettiğim hikayeyi aslında çok iyi biliyorsunuz…


“Beyaz Yaka’ların Siyah Gömlekleri”

Tasarımcılar özgür müdür?

Image for post
Image for post

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Eğer bir beyaz yakalıysanız bu seride sizi oldukça rahatsız edebilecek ya da aşırı rahatlatacak bazı “gerçekler” okuyabilirsiniz. Buna hazırlıklı olalım olur mu? Sonra bana “Youtuber“lar gibi cevap videosu çektirmeyin :)

Evet tasarımcı arkadaşlar. Ya da tasarımcı olma yolunda mezun olmayı bekleyenler. Tasarım dünyasına giriş için hayaller kuranlar.

İç mimar mısınız? Endüstriyel tasarım mı okuyorsunuz? Aaa digital tasarıma yönelip “Interaction Designer” mı olacaksınız? Yoksa bir ekibiniz olmamasına rağmen patronunuz size fazla maaş vermemek şartıyla “Art Director” title’ı mı verdi?

Sizi şöyle bir adım öne alayım. Mevzu sizinle ilgili.

Elbette ilerleyen…


Image for post
Image for post

Herkese merhaba, Ben Sertaç Gezici.

Yeni kütüphanemi oluştururken, lise defterlerime rastladım ve 200'ün üzerinde yazılmış ergen hikayesi keşfettim. Elbette ki sizinle o dönem yazdığım yazıları paylaşmayacağım. Büyüdüm, geliştim, öğrendim. Bu nedenle depresif hayat ve aşk hikayeleriyle, zaten pek de hoş olmayan hayatlarınıza antidepresan tedavisi de eklemek istemiyorum.

Ancak şu sıralar eli kalem tutan ya da klavyenin tuşlarına basabilen herkesin, metiyeler düzdüğü platformlara denk geliyorum. Güzel hikayeler/kötü hikayeler, tadında hikayeler/abartılmış hikayeler gibi bir çok şey okudum. Dedim ki “ben de yazayım. Bakayım da, yazarken harflerin esiri olabilecek miyim”?

İyi demiş miyim? :) Göreceğiz.

Kısaca da kendimden bahsedeyim, adettendir.

18 yaşımdan beri…

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store